• Ekrem Sevil Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
    • Ortaöğretime ait Din Dersi dökümanları
    • Öğrencilere ve Halka açık
    • Ortaöğretime ait Din Dersi dokümanları
    • Üyelik gerektirmeyen bir site
    • Ortaöğretime ait Din Dersi dokümanları
    • Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Sunu-Video-Yazı
    • Ortaöğretime ait Din Dersi dokümanları
    • İman-İbadet-Ahlak
    • sunu-video-yazı
    • Hz. Muhammed (sav) ile ilgili dokümanlar
    • Hayatı, örnek kişiliği
Belgelerim

Sizden Gelenler 1

ALLAH’A İMAN

         Hayatın hayatı ve özün özü hiç şüphesiz ALLAH’A İMAN’ dır.Allah inancından uzak olarak geçirilen bir hayat,hayat değil,sefalet,çile ve ıztıraptır.Eğer bu inanç,hayatın temeline girse kırılmayan zorluk,aşılmayan güçlük,kalkmayan engel,çözümlenmeyen düğüm kalmayacaktır.İnsanlık fert ve toplum olarak her derdine deva,her hastalığına şifa bulacaktır.Yüce Allah’a iman etme şerefinden yoksun olan bir kişinin iç dünyası paramparçadır.Onun dünyada teselli için sığınacağı bir yeri,tutunacağı bir dalı yoktur.Böyleleri fırtınalı bir denizde kırık bir sandalla seyahat eden kişi gibidir.Hayatı,her an deniz dalgalarıyla bir kayaya çarparak sona ermek tehlikesiyle baş başa bırakılmıştır.

     İnsanlık tarihi bize gösteriyor ki en ilkel devirlerden beri her çağda yaşayan insanlarda ALLAH fikri ve tapınma düşüncesi,dolayısıyla bir din inancı vardır. İlkel insanın inancı ile aydın ve olgun bir insanın inancı arasındaki fark,o üstün kudreti belirlemekte,ona verilen isimlerde ve özelliklerdedir.Allah inancı her insanda yaratılıştan vardır.İnsan kendisini anladığı günden beri üstün ve her şeyi kuşatan bir yüce kudrete teslim olmak,O’ndan yardım beklemek,hayır ve şer her ne olursa O’ndan bilmek duygusunu kendi içinde sezmiş, o kuvvetin sahibine (yani Allah’a)korku ve ümit ile bağlanmış,O’nun önünde diz çökmüş,yalvarmış,kurbanlar ve ibadetlerle O’na yaklaşmak istemiş,kainattaki maddi kuvvetlerin zararlarından korunmayı ve hayatın her türlü acılarına karşı koymayı Allah’a imanda bulmuştur.Öyleyse Allah’a inanmak insan için bir ihtiyaçtır.

     Allah ü Teala’ya iman demek,vücudunun niteliğini ve zatının nasıl ve ne şekilde olduğunu,hangi maddeden meydana geldiğini bilmek açısından değerlendirilemez.Ancak zatının varlığını eserlerinden,sanatından anlayıp kainata hükmeden muhteşem bir kudretin varlığını görüp onun sahibini bulmak,bilmek ve inanmaktır.Çünkü,maddesi insan aklı tarafından kavranılan şey basitleşir.Halbuki Allah’ın zatı insan aklının kavrayabileceği kadar basit bir şey değildir.Öyleyse Allah’ın zatı da insanın kendisinden yaratıldığı toprak gibi her hangi bir maddeden meydana gelmemiştir.

Allah’ın Varlığı ve Birliği

     Allah’ın varlığıyla beraber birliği de vardır.Pozitif ilimlerin hakim olduğu asrımızsa inançsızlar güya akıl ve mantık delillerine bürünerek Allah’ı inkar etmeye çalışıyorlar.Kainatta cereyan eden mükemmel olayları tesadüfe,sebeplere,tabiata ve kendi kendine oluşa veriyorlar.Eğer öyleyse neyin araştırılması yapılıyor?Neden ilim gittikçe yerde ve gökte enteresan şeyler keşfederek hayretler içerisinde kalıyor?Duran bir cisim,bir kuvvet uygulanmadıkça hareket etmezken acaba atomdaki elektronları döndüren kimdir?Aynı şekilde milyarlarca yıldızları ve dünyamızı saniyede 30 km. hızla döndüren zat kimdir?Ekilen tohum ve çekirdekleri semaya doğru çıkarıp büyüten ve meyve özünü çeşitli yollarla dallara gönderip salkım salkım meyveler yapan kimdir?İçinde yüz milyar galaksi ve her galakside yüz milyar yıldız bulunan şu muhteşem kainat ve dev yıldızlar yoktan yaratıldı.Hayalimizi alıp onların arasına girdiğimizde bir kısmı dünyamızdan bin defa büyük ve top güllesinden yetmiş defa süratli dönen yıldızları direksiz düşürmeden idare eden kimdir?Aynı zamanda birbirine çarptırmadan,müthiş sesler çıkarıp rahatsız etmeden,yağsız söndürmeyen,parlatıp semavatı süsleyen bir zat yok mudur? Bahsi edilen intizam ve düzen,büyük bir idareci kuvvetin(yani ALLAH’ın)varlığını ve o devlere hükmedip tasarruf edeni göstermiyor mu?

     Günümüzde akıllı insanlar tarafından vasıtalar kullanıldığı halde,devamlı trafik kazaları olurken şu ana kadar semavatta bir trafik kazasının olmayışı,onları belirli bir intizamla bir yörüngede döndürüp çeviren birisini göstermiyor mu?

     Sonra yeryüzü ile semavat ortasında muallakta durdurulan bulut,ihtiyaç anında bir sünger gibi zemin bahçesini sularken ve ab-ı hayat takdim edip ihtiyacımızı giderip,bitkileri yeşertirken acaba haşmetli bir kudretin(Allah’ın) emri altında idare olduğunu  bizlere ders verircesine göstermiyor mu?İhtiyacımızı bilmeyen ve bizi tanımayan bu bulut,hangi düşünce ve merhamet içinde,bize ve bitkilere acıyor?Demek ki bizlere merhamet eden bir Rahim’in rahmet eseri olarak hizmet ediyor.

     Yine, yerçekimi kuvvetini belli bir noktada sıfıra düşürtüp,kurşun gibi gelmesi lazımken nazik çiçekleri incitmeden okşarcasına inip gül olarak biten bu şefkat,bir zatın varlığını ve bize acıyan birisini bildirmiyor mu?Havadan inen yağmur damlalarını birleştirip zarar verici büyük su kütleleri halinde indirmeyip,tane tane indiren kimdir?

     Hiç bir sesin özelliğini diğeriyle karıştırmadan,bir anda binlerce muhtelif  sesi nakleden, “bir çocuğun oldu”yerine, “bir çocuğun öldü”deyip karışıklıklara ve üzüntüye maruz bırakmayan bu hava zerreleri hangi anlayış ve ilimle hareket ediyor?Kendi başlarına mı?Yoksa onları hareket ettiren başka bir kuvvet mi var?Aynı şekilde insanın nefes almaya ihtiyacı olduğunu nereden biliyorlar?Keza,çiçeklerin rüzgar vasıtasıyla aşılanacaklarını onlara kim öğretti?

     Hayalimizi alıp,yavaş yavaş yere doğru iniyoruz.Yeryüzünde toprağa ekilen her bir tohum ve çekirdekten özelliğine göre çiçek,gül,elma,portakal,domates v.s.yaptıran ve onları yetiştiren acaba akılsız, şuursuz ve aynı zamanda bu meyve özlerinden mahrum olan toprak zerrelerimidir?Eğer toprakta bu meyve suyu olsaydı,Mersin’deki portakal bahçelerinden Edirne’ye kamyonlarla getireceğimiz toprağı,fabrikada sıktığımız zaman meyve suyu elde etmemiz lazım gelecekti.O halde hazine-i rahmetten toprak perdesi altında geliyor.Ta ki insanlar bunu yapanı idrak edebilsinler.Acaba o toprak zerreleri,hangi kimya fakültesini bitirdiler ki her tohumu ve çekirdeği özelliğine göre yetiştiriyor.Gerekirse kırmızı-yeşil,gerekirse ekşi veya tatlı lezzetlerle donatıyor.Demek ki bir donatan var...

     Aya çıkan astronotlar,oksijen tüplerini yanlarına alarak aya iniş yapıyorlar.Çünkü ayda insanın ihtiyacı olan hava,su,meyve,sebze,et,süt yok.Siyah kayalıklardan oluşmuş bir yapıya sahiptir.O halde yer yüzünü insanların yaşamasına uygun bir şekilde tanzim edip hazırlayan zat kimdir?

     Dünya,güneşin uzaya saldığı enerjinin milyarda ikisini almaktadır.Milyarda üçünü alsa insanlık yanar kavrulurdu.O halde bizi,ne yakacak nede donduracak şekilde güneşe karşı ayarlayıp en uygun uzaklığa ve yörüngeye yerleştiren kimdir?Aynı şekilde dünyamızı 23,5 derece eğik döndürerek mevsimlerin meydana gelmesini sağlayan kimdir?Saati ayarlayan olur da dünyamızı bu şekilde hassas ölçülerle ayarlayan yok mudur?

     Bir harfin,bir kelimenin veya cümlenin,kendi başına katipsiz yazılması mümkün değilken,şu kainat kitabının katibi nasıl inkar edilebilir?

“ BİR HARF KATİPSİZ OLMAZ,BİR KÖY MUHTARSIZ OLMAZ,BİR İĞNE USTASIZ OLMAZ BİLİYORSUN.NASIL OLUYOR Kİ NİHAYET DERECEDE MUNTAZAM ŞU MEMLEKET SAHİPSİZ OLUR?İŞTE BU KAİNATIN SAHİBİ DE YÜCE ALLAH’TIR.”

     İnsan vücudunu okumakla bitiremeyen tıp ilmi,esrarını çözemediği birçok sırlarla beraber akıl onun yaratıcısını nasıl inkar edebilir?Kendi ustasını inkar eden böyle bir insana acaba insan denilebilir mi?

     Şu dünya sarayına gelen şuur sahibi her insan,gözünü açıp baktığında bütün kainatı,lambası olan,güneşiyle,ayıyla,yıldızıyla,havasıyla,suyuyla,çiçeğiyle,gülüyle,sümbülüyle,elmasıyla,portakalıyla,kısaca her şeyiyle bir nimet sofrası olarak hazırlanmış olduğunu görür.Acaba yeryüzündeki bu nimetleri insan için hazırlayan kimdir?diye düşündüğümüzde 4 ihtimalle karşılaşıyoruz:

     1.İhtimal:HERŞEYİ SEBEPLER YAPIYOR:Yaratılan bütün mevcudat,107 element dediğimiz şuursuz,akılsız,cansız ve ruhsuz olan unsurlardan yapılıyor.Aynı zamanda cansız ve ruhsuz olan bu elementler,ilimden ve gözden mahrumdurlar.O halde hiç mümkün müdür ki cansız madde sebepler olarak güneşi,ayı,bitkiyi,hayvanları ve insanları yapabilsin.Cansızdan harika canlılar yaratmak ancak ALLAH’a mahsustur.Her şeyi sebepler yapıyor dediğimizde o zaman bir binanın unsurları olan demirin,çimento ve kumun,tuğlaların bir yere yığılmasıyla aniden hiç dokunmaksızın bu maddelerin akıllıca birbirleriyle anlaşarak hemen 10 katlı bir bina olması lazımdır.Bunu kabul edemeyen akıl elbette kainatın yaratılışını sebeplere veremez.

     2.İhtimal:KENDİ KENDİNE OLUYOR:Manalı bir kitap kendi kendine yazılmadığı gibi,bir bina dahi kendi kendine inşa edilemez.Bir kalem kendi kendine yapılamadığı gibi,bir saat de kendi kendine yapılamaz.Bir ilaç (Mesela:Aspirin)kendi kendine yapılamazken ilaçları meydana getiren bitkiler nasıl kendi kendine olabilir ki?Bir kağıdın üzerine çizilen bir resmin,gülün,çiçeğin ve üzüm salkımının kendi kendine çizilmesi ve renk alması m mümkün değilken,mutlaka bir ressama ihtiyaç varken;aynı resimlerin canlı olarak,renk, koku ve tatlarıyla beraber kendi kendine yapılmaları nasıl mümkün olabilir?Elbette böyle bir şey asla söz konusu olamaz.

     3.İhtimal:TABİAT YARATIYOR:Tabiat dediğimiz şey,canlı ve cansız varlıkların tümüne birden verdiğimiz addır.Yerçekimi,sıcaklık ve soğukluk da tabiat kanunlarındandır.Dünyada var olan her şey ya canlı yada cansızdır.O halde canlı ve cansızlar birbirini mi yarattı.Yani güneş kalkıp öküzü,inek kalkıp ayı,yıldızlar da kalkıp insanları mı yarattı?Ne kadar tuhaf şeyler!..İnsan,aklıyla,ihtiyacı olan yiyecek maddelerini yaratamazken,insandan bin derece akılsız ve şuursuz olan tabiat,nasıl kalkıp ta seni ve ihtiyacını uygun bir şekilde yaratabilsin?Zaten canlı ve cansız tabiat olduğuna göre ortada tabiat denen bir şey kalmıyor ki.Demek ki tabiat sadece aslı olmayan bir hayalin adıdır.

     4.İhtimal:ALLAH YARATIYOR:Bütün bu ihtimallerden sonra,kainattaki bu intizam ve harikuladeliği her şeye gücü yeten,atoma ve hücreye sözü geçtiği gibi dev yıldızlara dahi hükmü geçen,her zerreye,sözdinletebilen,havaya,suya,dağa,taşa,toprağayere ve semavata hakim,kadir bir zat tarafından yaratılmıştır. Çünkü ilmi ile ve kudreti ile her yerde hükümdar olan ancak ALLAH(C.C)’tır.Denizi bir hazine yapıp o acı sudan balık yapan,çamurdan ve kupkuru ağaçtan lezzetli meyveler yaratan;tabiat kanunları denilen şuursuz şeyler olabilir mi?(Tabi ki asla olamaz)

         Şimdi soruyoruz:Bu muhteşem kainatın içindeki mahlukatın yaratılışını sebeplere,tabiata,kendi kendine oluşa vermek mi akla daha uygun,yoksa bunların bütününe hükmeden,bilerek yapan,kudret sahibi bir ALLAH’a vermek mi daha uygundur?Tercih sizindir!...

ALLAH’I NİÇİN GÖREMİYORUZ?

     1)-Allah’ı bu dünyada gözümüzle göremediğimiz doğrudur.Acaba görsek daha mı iyi olurdu?Elbette olmazdı.Çünkü BU DÜNYA BİR İMTİHAN MEYDANIDIR;DENEME VE SINAMA YERİDİR.Allah’ı gözümüzle görseydik O’na inanmanın bir imtihan olma değeri kalmazdı.Çünkü açıkça göründüğü için,herkes ister istemez inanmak zorunda kalırdı.Aklımızı çalıştırarak,düşünerek,birtakım bilimsel yollardan O’na inanmanın hiçbir önemi kalmazdı.

     Her gece yıldızlar gökyüzüne ışıklı reklam levhaları gibi “ALLAH BİRDİR” yazsalardı,kim O’nu inkar edebilirdi ki.Herkes mecburen O’na inanmak zorunda kalırdı.Fakat bu inancın,insanı deneme ve sınama değeri kalmazdı.Aynen şunun gibi:Ben sizi sınav yapıyorum.Siz daha yazılıdayken ben cevapları tahtaya yazsam bu sınavın hiç “Başarıyı ölçme değeri”kalır mı?işte gözümüzle göremediğimiz YÜCE YARATICI’yı,aklımızla anlamak,düşünce ve duygularımızla bulmak en önemli ve değerli bir ibadettir.

    Nasıl ki bir elmanın tadını dilimizle,bir gülün kokusunu burnumuzla,bir kuşun cıvıltısını kulağımızla duyarsak,Allah’ın varlığını da AKIL GÖZÜMÜZLE anlayabiliriz.

             “AKLIMIZIN İLK GÖREVİ O AKLI BİZE  VERENİ BULMAKTIR”

     2)-Görme kapasitemizin sınırlı oluşu.Bu da Allah’ı görmemize bir engeldir.(Ör:Çayın içindekişekeri,sütün içindekiyağı,duygularımızı,sıcaklığı,soğukluğu,elektriği v.s. göremediğimiz halde kimse bunların varlığından şüphe etmiyor.Bir de mesela karıncanın okulumuzun büyüklüğünü o küçücük gözleriyle kavrayamayacağını örnek verebiliriz).

      ALLAH’IN SIFATLARI

   A)-Zati Sıfatlar:Sadece Allah’ın kendi zatını ilgilendiren(yani sadece kendi zatına ait olan sıfatlardır ve şunlardır;

   1-Vücud:Allah’ın var olması

   2-Kıdem:Allah’ın varlığının başlangıcının olmaması.

   3-Beka:Allah’ın varlığının sonunun olmaması.

   4-Vahdaniyet:Allah’ın varlığının bir ve tek olması.

   5-Muhalefetün lil havadis:Allah’ın sonradan yaratılmış varlıklara benzememesi.

   6-Kıyam bi nefsihi:Allah’ın varlığının kendinden olması.Var olmak için başka bir şeye muhtaç olmaması.    

   B)-Subuti Sıfatlar:Esası Allah’a ait olmakla birlikte kısmen diğer varlıklarda da bulunan sıfatlardır ve şunlardır:

   1-Hayat:Allah’ın canlı ve diri olması

   2-İlim:Allah’ın her şeyi bilmesi.

   3-Semi’:Allah’ın her şeyi işitmesi.

   4-Basar:Allah’ın her şeyi görmesi.

   5-Tekvin:Allah’ın her şeyi yaratması.

   6-İrade:İrade:Alah’ın dileme sıfatı.

   7-Kelam:Allah’ın konuşma sıfatı.

   8-Kudret:Allah’ın her şeye gücü yetmesi.

                                   Hazırlayan:Ramazan KOÇ

                                   Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğrt.




İslam Ansiklopedisi (Diyanet)